KARCOMICS MAGAZINE Banner

World Amateur-Professional Karcomics Cartoonists & Humourists

Z

C.V./Biography/Özgeçmiş

Zeki BEYNER  1936-2002

Zeki Beyner 1936-2002
zeki beyner akbaba okulunun önemli karikatüristlerinden. 1936 yılında istanbul'da doğdu. ilköğreniminden sonra bir süre ortaokula ve sanat okuluna devan eden beyner, maddi nedenler yüzünden tahsilini yarım bırakarak fabrikalarda çalışmıştır. gençlik yılları çok sıkıntılı bir yaşam içinde geçen daha çocukluk yıllarında parklarda testi ile su satarak yaşamaya çalışan zeki beyner bir süre de tabelacılık yapmıştır. ilk karikatürü 1955 yılında akbaba dergisinde yayımlandı. karikatürcü olmasını zeki beyner şöyle anlatıyor: "küçük yaşımdan başlayarak yüzümde bir sürü çizgi belirdi. bu da çizgi adamı olacağımı gösterdiğinden olsa gerek, ben de karikatürcü oldum.." hayatı, çocukluğundan itibaren kendisine ev olarak seçtiği sokaklardan, tren garlarından, vapur iskelelerinde öğrenen beyner, fabrikalarda işçi olarak çalıştı, yoksul bir yaşam sürdü. yaşamının son dönemlerinde karikatür çizdiği bizim gazete’de 17 eylül 2001 yayımlanan bir röportajında “çizgiyle yaşadığını” söylemişti. “1936 yılında fatih’te doğdum. kimsesiz çocuklardan biriyim. anasız babasız sokaklarda büyüdüm. çocukluğum, gençliğim karacaahmet’te geçti. mezarlıkta yatıyordum. 20 yaşına kadar hep sokaklardaydım. vapur iskelelerinin yolcu salonlarında, üsküdar paşakapısı’ndaki adliyenin duruşma salonlarında kışın soğuktan korunmaya çalışırdım. sokaklarda büyüdüm, ama kendimi korumasını da bildim. hiç eğitim görmedim, okula gitmedim. okuma yazmayı kendi kendime öğrendim.” ilk önce akbaba 1957 yılında üç karikatürünü cumhuriyet gazetesine götürür. karikatürler beğenilir ancak, “burada para vermezler, sen akbaba mecmuasına götür” yanıtını alır. cumhuriyet’ten çıkar ve uzun süre dolaştıktan sonra geceyi sultanahmet parkı’nda geçirir. sabah olunca da tavsiye edildiği gibi akbaba dergisininin yolunu tutar: “hiçbir şey söylemeden elimdeki karikatürleri kapıyı açana uzattım. o zamanlar zeytinburnu’nda gecekondu yüzünden çok cinayet işleniyordu, kavgalar çoktu. onunla ilgili karikatür de çizmiştim. karikatürleri alan, bunlar çok güzel, gerçi çizgileriniz biraz zayıf ama espriler usta işi dedi ve kullanacağını söyledi. ben de kapıyı açana, selâmi bey teşekkür ederim dedim. o zaman kapıdaki kişi: ben selâmi değil, aziz nesin’im dedi. meğer aziz nesin akbaba’da yatıyor ve dergiye takma isimle yazılar yazıyormuş. bunu sonra öğrendim.” adını, gazeteden yapılan kese kağıtlarından okuyarak öğrendiği aziz nesin, kendisinden yeni karikatürler getirmesini ister. ve aldığı karikatürleri yayımlar. iki albümü var o dönem son posta gazetesinde çizen orhan ural’dan etkilendiğini söyleyen zeki beyner, 25 yıl akbaba’da, 20 yıl da çarşaf dergisinde çalıştı. aziz nesin, yusuf ziya ortaç, rıfat ılgaz, mim uykusuz ve mıstık gibi mizah ustaları tarafından hep desteklendi. beyner’in 1970 yılında yayımlanan “keşkül-ü fukara” ve temmuz 2000’de yayımlanan iki karikatür albümü bulunuyor. karikatürcüler derneği de yaptığı yazılı açıklamada, karikatürcünün tek akrabaları olan çizer arkadaşlarının kendisini sevgiyle andığını belirtti. zeki beyner, 8 eylül 2002 pazar günü hayata gözlerini kapadı. karikatürist, “akbaba okulunun yaşayan az sayıdaki karikatürcülerinden biri” kabul ediliyordu. beyner 66 yaşındaydı karikatür cizdiği dergiler: yeni istanbul, tef, zübük, taş ve taş-karikatür, papağan, pardon, son saat, akbaba, çivi , çarşaf dergiye ürkek adımlar ile girdiğimde en dip köşedeki masada oturan karmakarışık saçlı, çok ihtiyar sayılmasa da hayli çökmüş kişinin dergide hemen hemen her hafta kapak sayfasını çizen zeki beyner olduğunu anlamamak olanaksızdı. yusuf ziya ortaç'ın "bizim yokuş" kitabından ve hemen her hafta çarşaf dergisinin kapağından tanıyorduk. dergideki diğer abilerin saygıda zerre kadar kusur göstermediği, hatta ortalığı kasıp kavuran yayın yönetmeninin bile kendisine dirhem laf etmediği bir ayrı ülkeydi zeki beyner. kendi dünyası vardı. o dünyanın kapıları kimi zaman sonuna kadar açık, kimi zaman ise sıkıya kapalı. sadece karikatürlerini çizerdi. hemen hemen hiç konuşmaz, gülmez, etrafla ilgilenmez kendi dünyasını yaşardı. çok değil, bir iki defa kendisine karalamalarımızı göstermiştik. bir hayli de övmüştü bizi. sokaklarda da büyümüş olsa, büyüdüğü sokaklar o eski istanbul'un sokakları olduğundan olsa gerek, daha az kirli sokaklar olduğundan olsa gerek, on sekiz yaşımıza bakmadan, adamdan sayarak bizi, "siz" diye hitap ederek konuşurdu. konuştuğu zaman tabi. gazetenin yemekhanesine bir kere olsun gittiğini görmedim. çay ve sigara ile beslendiğini düşünürdüm. çizdiği adamların suratındaki gülmeler bile acıklıydı. hayata en fazla isyan etmesi gereken kimsesiz zeki beyner, isyanlarını öfkelerini çizgilere dökmüştü hayatında. kendisi ile ilgili binlerce soru işaretine cevap alamadan amatörlüğümüzden vazgeçip hayatın başka türlü bilmecelerine dümen kırdığımızdan unuttuk kendisini diğer unutanlar gibi. günün birinde bir gazetede rastladım kendisine. akşamları meyhaneleri dolaşıp eski karikatürlerini göstererek para kazanır hale düşmüştü. sokaklarda başlayan hayat sokaklarda devam ediyordu. kendisine barınacak yer sağlayan eski bir dostu ve eşi olmasa belki de sokaklarda can verecekti. garip gelip, garip gidenlerden oldu usta... gittiği yer, görmediği güzelliklerin olduğu yer olsun. http://iskoc2.8m.com/zekibeyner1.html

Zeki BEYNER's Cartoon Examples...

ana sayfa/home

ismailkar e-mail

KARCOMICS MAGAZINE Web Site Copyrighted 2000-2026© By Ismail Kar All right reserved.