KARCOMICS MAGAZINE Banner

"Gazete Karikatürcülüğü"Konulu Panel...

 

 

Karikatürcüler Derneği'nin 40. yılını kutlama etkinlikleri kapsamında "Gazete Karikatürcülüğü" konulu panel Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleşti...
5 Mayıs'ta "Karikatür ve Mimarlık", 13 Mayıs'ta "Müzisyen Gözüyle Mizah" konulu panellerin ardından, 12 Haziran’da gerçekleşen Kamil Masaracı, Ercan Akyol, Musa Kart, Turgay Karadağ, ve Tan Oral’ın konuşmacı olarak katıldığı “Gazete Karikatürcülüğü” konulu
Metin Peker’in “Karikatürcüler Derneği’nin 40. kuruluş yılı etkinlikleri hakkında bilgi verdiği ve panelin Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleşmesini sağlayan Sayın Prof. Dr. Melda Cinman Şimşek’e teşekkür ettiği” açış konuşmasıyla başlayan panelde, konuşmacılar günlük gazetede çizmenin içerdiği zorluklar, gazete yönetimi ve çizer arasındaki ilişkiler, çizerin özgürlüğü ve gazete sayfalarının arasında ya da ön sayfalarda okurla buluşan karikatürün etkileri gibi konularda görüşlerini açıkladılar… 
Tan Oral : Genelde iki insan birbiri ile konuşurken bir konu ya da haberin doğruluğunu kanıtlamak isterse “gazetede yazıyor” der. Bunun anlamı basının okuru belli bir yöne doğru teksif etme, yönlendirme gücüdür. Gazeteler gelişmiş teknolojileri ile çok iyi basılan, okur üzerinde etki bırakan mükemmel araçlar. Gazete yönetimlerinin ideolojik rezervleri nedeniyle gerçekleri görememesi söz konusu olabilir. Gazetenin genel havasındaki dayatma etkisi ile kıyaslandığında Karikatür gazetenin diğer köşeleri ile kıyaslanmayacak kadar entipüftendir (iddiasızdır).
Karikatür şart mı? Şart değilmiş gibi de algılanabilir. Bu soruyu sorarken bir gerekliliği de öne çıkartmak istemiştim. Yönetim erkinde (geniş kapsamıyla hükümet, parlamento , yargı, ordu vb) bir yöneticinin her dediği yerine geliyor. Her dediği yapılıyor. Böyle bir kişinin “ben vehmine kapılması” çok tehlikeli bir şeydir. Siyasi karikatür her sabah yöneticilerin burunlarını sürterek onların kendilerine gelmesini sağlıyor. Bu demokrasi adına, bizim adımıza hayırlı oluyor.
İletişim kanalları, muhalefet, demokrasi gelişti. Olmadık bir yerden bir şey ortaya koymak, öfkeler azaldı. Keşke her şey düzgün gitse! Siyasal mizahtan grafik mizaha kayılıyor. Komik anlayışla çizilen şeyler batıda farklı adlarla anılıyor. Comics, gülme, güldürme – mizah, gülmece kavramları… Eleştirel güldürme de çok kızdırır. Ama hepsinin ömrü çok kısadır. Grafik mizah siyasi de olabilir. Ömrü uzundur.
Muhalefet veya aykırılık. Çizer gazetenin yandaşı veya karşıtı olabilir. Ben, hiçbir zaman gazetenin birinci sayfasında haber yorumlayan bir tarzın içinde olmadım. 1980 sonrasında askeri yönetimin sıkıştırdığı günlerde bir karikatür çizmiştim. Bir adam “hazır ol” vaziyetinde duruyor. Sonra aynı adamı fotokopilerle çoğaltıp ondan bir çok adam oluşturdum. Altına “sivil toplum” yazdım. Hasan Cemal “gazeteyi zaten kapattılar, kapatmak için bahane arıyorlar....” dedi. Sanki yayınlamak istemiyor, ama bunu söyleyemiyor. Yayınlanmak şart değil, gazete demokrasi mücadelesi veriyor, kapanmasını ben de istemem, ısrar etmedim. Karikatürü götürdüm Milliyet gazetesine, yayınlandı. 
Yandaş olmak karikatür ve mizahla çok uyumlu değildir. Ama her şey muhalefet yapmak da değildir. Başka görevlerimiz ve dikkat çekmemiz gereken konular da var.
Musa Kart: Gazete karikatürcülüğü konusunda Cemal Nadir önde gelen isimlerden. Onu 1947’de kaybettik. O yalnızca karikatür çizmiyor, gençlerle konuşuyor, karikatürü tanıtıp yaymaya da çalışıyordu. İTܒde verdiği konferanslardan birinde hem karikatür üzerine konuşuyor hem de projeksiyonda karikatürlerini perdeye yansıtıyordu. O söyleşide projeksiyonun başında duran genç öğrenci Süleyman Demirel’di. Cemal Nadir karikatürü “güzel sanat” olarak tanımlıyor. 1950 kuşağı karikatürcüleri Semih Balcıoğlu, Nehar Tüblek, Ali Ulvi, Turhan gibi ustalarımızı da saygıyla anıyorum. Özellikle Nehar Tüblek ile ilgili anılarım var. Günaydın gazetesinde dört yıl aynı odayı paylaştık. O Beşiktaşlıydı, Beşiktaş’ta otururdu. Koyu bir Beşiktaş taraftarıydı. Beşiktaş’ta kahveye gider, halkın arasına karışırdı. Mizahı içselleştirmişti. Bir gün gazetedeki odamızda otururken kalp krizi geçirdi, hemen ambulans çağrıldı. Yakın çalışma arkadaşı olmam nedeniyle ambulansta refakat etmek de bana düşmüştü. Ambulansın içinde tıbbi müdahaleler ve incelemeler yapılmaya başlandı. Bir takım cihazlar bağlanıyor, göğsüne mavi, kırmızı çeşitli renklerde kablolar takılıyordu. Bir ara göz göze geldik. Bana işaret etti, eğildim, kısık bir sesle “ renkli kabloya ihtiyaç yok, siyah beyaz yeter” dedi…
Niye gazete karikatürü yapıyoruz?
Karikatür çizerken hataları düzeltiyoruz veya tepki verenlere karşı içinde bulundukları durumu göstermeye devam ediyoruz! Bazı karikatürler gerçekten çok güzeldir, bazıları da günü kurtarmak için çizilir. Sıradan karikatürlerdir. Kedi karikatürü de böyleydi. Sıradan bir karikatürdü. Ama, siyasetçinin yaklaşımı nedeniyle kamuoyunda büyük bir reaksiyon oluştu. Çünkü ifade özgürlüğünün kısıtlanması gibi, ifade özgürlüğü karşıtlığı olarak değerlendirildi. İlgi çekti.
Karikatürlerimi gazetede kimse önceden görmüyor. Gazetenin yayın çerçevesini hissederim.Yazar çizerler de buna göre şekillenir. Kimi çerçevenin merkezinde yer alır, kimi çerçevenin sınırlarını zorlar.
Brecht “mizahın olmadığı yerde yaşamak çok zor, her şeyin mizah olduğu yerde yaşamak daha da zor” diyor. Günlük yaşam içinde öyle olgular, öyle olaylar var ki hepsi başlı başına mizah içeriyor. Karikatür gazetelerin tepelerinde kocaman da kullanılabiliyor. Entipüften çizgiler değil. Karikatür şart mı? Bir insanın esprili olması şart mı? Esprili olmayan bir yaşam, bir insan biraz yavan olmuyor mu?
Ercan Akyol: Karikatür tek başına görülüp, algılanır ve unutulur. Kendini üretmez, iğdiş bir sanattır. Etki yaratması için yayılması gerekir. Karikatürün tek başına değeri yok! Plastik değeri ne kadar yüksek olursa olsun… Plastik, sanat, humor değeri var! Karikatür varlığını basınla kanıtlamış, kitlelerin üzerinde etkili olmuştur. Varlığı kağıdın ve basım tekniklerinin gelişmesine paraleldir. Değişen koşullar karikatürün konumunu da değiştirmiştir. 80 öncesinde karikatür iki kutuplu dünyada kavga aracıydı. Bugün tek kutuplu dünyada karikatür vazgeçilebilir olmuştur. Bugün gazete sayfalarında kibrit kutusu boyutlarında, parodik, komik karikatürler yer alıyor. Olayın komik yanı öne çıkartılıyor. 
Editoryal karikatür ise olayın dramatik kurgusundaki bozukluğu ortaya koyan bir ironi, gazetenin vitrininde iyi bir etkidir. 
Karikatürcü sağlam yerde durmalıdır. Yanılmamalıdır. En ufak bir kayma hemen kendini belli eder. Vurmak zorundadır. İki arada bir derede olamaz. Son dönemlerde karikatürü, komik bir unsur bir çeşni gibi kullanma alışkanlığı gelmiştir. 
Gelişmekte olan toplumlarda bir edilgenlik söz konusu. Bir olay bizi ilgilendirdiği zaman çiziyoruz. Örneğin Irak’a asker kaydırması Türkiye üzerinden yapılacaksa, konu bizi ilgilendiriyor ve çiziyoruz. Ya da dünyanın başka bir ülkesinde bir olay bize yansıdığı ve bizim ya da dünya basında önemsendiği, kamuoyuna sunulduğu ölçüde ilgi çekiyor. Yani emperyalistler yapıyor, onlar dikkat çekiyor. Kamuoyunun dikkatini çekmeyen bir konu çizilmiyor.
Turgay Karadağ: Karikatürün işlevi yaşantıları eleştirmek, yaşantıların yerleşik imgesel biçemlerini çözümlemektir! Karikatür gizlenmiş niyeti ortaya çıkarır. Karikatür düzgün zihin ve vicdan bütünlüğüne hitap eder. Karikatürcü siyasal güçler arasındaki iktidar mücadelesinin etik gözlemcisidir.
Kamil Masaracı: Öncelikle, Ülkemizin aydınlık yüzlerinden Prof. Dr. Melda Hocama teşekkür ediyorum. 
Yayın izleyenlerin %95’i karikatürü izliyorlar. Gazete karikatürünün eski popülerliğini kaybettiği söylendi. Mizah ve muhalefet olmadan yaşam olmuyor. 50 kuşağı karikatürcüleri toplumsal sorunlara dikkati çekmeleri nedeniyle çok önemlidir. 
Klasik olarak karikatür gazetenin ön sayfasında okurla buluşmaktadır. Arka sayfa karikatürcülüğünün en güzel örneklerini de Tan Oral vermiştir. 
Siyasal karikatür gazete sayfaları içinde seyahate çıktı. Ön sayfa, arka sayfa, spor, kültür sayfaları ve benzeri sayfalara dağıldı. 
Yaşam siyasetten ibaret değil. Siyaset yaşamın diğer alanlarını bozuyor. Gazete karikatürünün bu şekilde seyahat etmesi çok yararlı olmuştur. Böylece gazete karikatürcülüğünün çerçevesi genişlemiştir.
Günümüzde bir de muhalefete yüklenen karikatürcüler çıktı. Güçlüyü savunarak, güçlünün yanında durarak mizah olmaz, güçlü ile alay ederseniz mizah olur.
Soru ve cevaplı bölüm tamamlandıktan sonra katılımcılara günün anısına teşekkür plaketleri Prof. Dr. Melda Cinman Şimşek tarafından sunuldu.
(Akdağ Saydut, 12.06.2009)

ana sayfa   

  home

ismailkar e-mail

KARCOMICS MAGAZINE Web Site Copyrighted 2000-2009© By Ismail Kar All right reserved.